18 Ocak 2020 Cumartesi

MARİFETNÂME





Aşağıda eklediğim şemalar çizilmiş. Hangi kaynaklara göre çizilmiş bilemiyorum. Nasıl olduğunu elbette Hz. Allah (c.c.) bilir. Bize düşen, bunların varlığına iman etmek. 





Kitabın başında ilgimi çeken konular vardı. Yedi kat sema, yeryüzü. Dünyanın yaratılışı gibi mevzular. Sonra bayağı matematiğe geçti. Ve geometri. Bu konular pek ilgi alanıma girmediği için atladım. :)

Sonra astronomi mevzuuna geçildi. Burçlar vs. 
Kitap bana göre biraz ağır geldiğinden bırakmak durumunda kaldım. 



MARİFETNÂME
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Bedir Yayınevi



13 Ocak 2020 Pazartesi

YEDİKITA (Kasım 2018)






Bursa'da eski bir sokak ve mahallenin çocukları 

Mahalle Çocuk İlişkisi

Klasik Osmanlı toplumunda çocuğun yetişmesinde aile ve akrabaların yanı sıra mahalle de üzerine düşen vazifeyi fazlasıyla icra ederdi. Çocuk, mahalle ile büyürdü. Çocuğun dünyaya gelişine, kırkının çıkmasına, ilk adımlarına, mektebe başlamasına, sünnetine vs. bütün mahalle sevinir, hastalandığında, başına bir hâl geldiğine bütün mahalle üzülürdü. İyi bir şey yaptığında mahalleden övgü aldığı gibi kötü bir şey yaptığında da hayıflandırdı. Mahalle, her şeyiyle çocuğun hocasıydı aslında. Bugün "mahalle baskısı" adı altında kötü bir şeymiş gibi empoze edilmeye çalışılan şey, aslında toplumun sosyolojik freniydi.


Askerî elbiseler ve oyuncak tüfekleriyle stüdyoda fotoğrafçıya poz vermiş çocuklar


Zihnî ve Bedenî Gelişim "Oyun"

Osmanlı'da çocukların zihin ve beden gelişimlerine önem verilir, her ikisinin de üzerinde durulurdu. Beden gelişimi için çocuklar oyun oynamaya teşvik edilir, mahalle aralarında, konakların bahçelerinde serbest bırakılan çocuklar fizikî aktivite gerektiren oyunlar oynarlar, zaman zaman da yetişkinlerin tertip ettikleri oyunlara katılırlardı. Köşe kapmaca, birdirbir, körebe, kar topu vs. çocukların ev dışında oynadıkları oyunlardandı. Güreş tarzı rekabet oyunları ise daha ziyade yetişkinlerin gözetiminde ve mesire yerlerinde icra edilirdi. Yine belli bir yaşa gelmiş çocuklara lalarının yahut aile büyüklerinin nezaretinde binicilik ve atıcılık eğitimi aldırılması âdetti.



Çocuk Kıyafetleri

Hazır giyim sanayiinin olmadığı devirlerde kıyafetler evlerde kadınlar tarafından örülür yahut dikilirdi. Maddî imkânı yerinde olanlar ise özel terzilere giderek, beğendikleri kumaştan, istedikleri kıyafetleri ölçülerine göre diktirirlerdi. Osmanlı devrinde çocuk kıyafeti tabir edilecek modelde yalnız çocukların giyimine mahsus kıyafetler yoktu. Osmanlı'nın son devirlerinde çekilmiş fotoğraflarda da görüleceği üzere, çocukların kıyafetleri yetişkinlerin kıyafetlerinin beden ve ölçü olarak küçültülmüş şekliydi.



YEDİKITA DERGİSİ
Çamlıca

10 Ocak 2020 Cuma

BİLİM VE TEKNİK (Nisan 1977)




Bazı böceklerin görme sistemleri ultraviyole ışığa karşı da duyarlıdır, bu ise bilindiği gibi insanların görme alanı dışında kalır. Bu sayede örneğin arılar güneşin yerini bir bulut örtüsü arkasında saklı olduğu halde bile fark ederler, bu yer ve yön seçimi için ideal bir yardımcıdır. Bal yapan bu böceklerin gözlerinin bir başka faydalı olanağı daha vardır. Bize tek renkli görünen bahar çiçekleri arıların gözlerine değişik renklerde pırıldar ve önceden fark edilemeyen öyle bir parlaklık içinde görünür ki, bu onlara çiçeklerdeki balözünün nerede bulunduğunu gösterir. Yalnız bu üstünlük için arılar bir bedel ödemek zorundadırlar. Ultraviyole alanında kazandıklarını, renk skalasının öteki ucunda kaybederler. Bu yüzden onlar kırmızı ve yeşili göremezler. Yeşil otlardan oluşan bir çayır onlara gri görünür ve çiçekler bu renksizliğin içinde parlak renkleriyle meydana çıkarlar; zaten onlara insanlar gibi herşeyi renkli ve ayrıntılı görmenin ne faydası olabilirdi? Onlar için esas sorun, balözü ile dolu olan polenleri görebilmekti. Doğa da (Hz. Allah) onları tam kendi ihtiyaçlarına göre donatmıştır.




Heiko Bellman bir araştırma için sümüklüböcek toplarken başka bir şeyle karşılaşmış. Sümüklüböcek kabuklarında farklı hayvanların yuva yapmış olduğunu. Bazı karıncalar, örümcekler, çeşitli böcekler ve eşek arıları gibi. Daha sonra onları gözlemlemiş.


Eşek arısı bazı yaprakları çiğneyerek  bir nevi harç yaparak kabuğun içinde hücreler oluşturuyormuş. Sonra bir yumurta bırakarak küçük bir taşla ağzını kapatıp kabuğun giriş kapısını da toprağa bakacak şekilde çeviriyormuş. 


Daha sonra kuru ot saplarını teker teker taşıyarak gizliyormuş. Belgesellerde deniz canlılarının bunu yaptığını görmüştüm. Fakat sümüklüböcek kabuklarının da bu şekilde kullanıldığını bilmiyordum. Artık kabuklara dokunmadan önce düşünmek gerek.

...

Derginin aralarına serpiştirilmiş bir kaç sözü de alalım:

•   Ben başkalarının acılarına iştirak ederim, fakat mutluluklarına değil. Başkasının mutluluğunda garip bir sıkıcılık vardır. Aldous HUXLEY

•   Keskin dil devamlı kullanma ile keskinleşen biricik keskin âlettir. Washington IRVING

•   Bir yaşında olmayan kitabı katiyen okumayın. Ralph Walth EMERSON



BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ
Tübitak