9 Aralık 2019 Pazartesi

İHYÂU ULÛMİ'D-DÎN - ZİKİR VE DUALAR KİTABI



Zikir ve dua ile ilgili çok fazla ayet-i kerime var. Kitapta bazılarına yer verilmiş.



Bu konuda hadis-i şerifler de çok fazla. Onlardan da bahsediliyor.  Mesela:

«Hepiniz cennete gireceksiniz, ancak sahibinden kaçan deve gibi, Allah'ın rahmetinden kaçanlar müstesnadır.»

Allah'ın rahmetinden böyle kaçanlar kimlerdir? Suâline cevaben Resûl-i Ekrem:
"Lâ ilahe illallah" demeyen kimsedir. Diliniz tutulmadan "Lâ ilahe illallah" demeye devam edin. Zira o, ihlâs kelimesidir, tevhîd kelimesidir, takva kelimesidir, kelime-i tayyibedir. Hakka davet kelimesidir. O yapışılacak en sağlam bir halkadır. Cennetin bedeli odur.» buyurdular.


***

Hasan-ı Basrî (Allah ona rahmet etsin) şöyle diyor: Zikr iki nev'-idir:
1  — Hârice sezdirmeden kalbin ve ruhun ile Allah'ı hatırlayıp zikretmendir. Bu zikrin çok büyük mükâfatı vardır.
2  — Bundan daha makbulü Allahu Teâlâ'nın haram kıldığı şeyleri irtikâb ânında, Allah'ı hatırlayıp onlardan vazgeçmektir.



Ebû'd - Derdâ (Radıyallahu anh): «Elleriniz bağlanmadan önce duâ için onları kaldırın.» Buyurmuştur.

Böylece duâ ettikten sonra ellerini yüzüne sürmelidir. Nitekim Hz. Ömer (Radıyallahu anh) in rivayetinde: «Resûl-i Ekrem ellerini duaya kaldırdığı zaman yüzüne sürmeden salıvermezdi.» deniliyor.

İbn Abbas'ın rivayetinde: «Resûl-i Ekrem duâ ettiği zaman avuçlarını birleştirir ve iç kısmını yüzüne doğru çevirirdi» denilmektedir.

Bu anlattıklarımız, duada ellerin duruş keyfiyetidir. Duâ ederken gözler semâya kaldırılmaz. Nitekim bir hadîsinde Resûl-i Ekrem:
«Duada gözlerini semâya kaldıranlar, bu âdetlerinden vaz geçmeli. Yoksa gözlerinin (ziyası) alınır.» buyurmuştur.


«Rabbinize gönülden ve gizlice duâ edin, O, aşırı gidenleri sevmez.» (A'râf : 55),

Duada tekellüf edip secî'li sözler konuşanları Allah sevmez. En doğrusu Hazret-i Peygamber ve sahabelerinden vârid olan dualardan fazlaya kaçmamaktır, çünkü insan, bâzan haddini aşarak lüzumsuz şeyleri isteyebilir. Bunun için Muaz'dan şöyle rivayet edilmiştir: «Cennette bile âlimlere ihtiyaç vardır. Çünkü Cennet halkına, ne isterseniz isteyin dendiği vakit onlar ne isteyeceklerini ve nasıl isteyeceklerini bilemiyecekleri için âlimlerden suâl edeceklerdir.»


Ebû Süleyman Dârânî : «Allah'dan birşey isteyecek olan kimse önce Salâvat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyâcını istesin ve sonra Salâvat-ı Şerife ile duasını bitirsin. Zira Allahü Tealâ'nın iki taraftaki Salavât-ı şerîfe'yi kabul ederken aradaki dileği de kabul etmemesi, onun keremine yakışmaz» demiştir.

Resûl-i Ekrem de bir mübarek sözünde şöyle buyurmuştur:
«Allah'tan bir şey dileyeceğiniz zaman, Salâvât-l şerife ile başlayın. Zira Allahü Teâlâ iki dilekten birini kabul edince diğerini reddetmeme hususunda daha keremlidir.» (Yâni bir duayı kabul edince, diğerini de kabul eder.)



Ne yazık ki insanların ekserisi, daraldıkları zaman Allah'a teveccüh eder; ancak o ân kalblerini O'na bağlarlar. Çünkü insan bir kötülük ile karşılaştığı zaman, bütün samimiyet ve ihlâsı ile Allah'a yalvarır. Zîra ihtiyâç, duaya lüzum hissettirir. Duâ da kalbi sükûnetle Allah'a bağlar. Bu sayede ibâdetlerin en şereflisi olan zikir meydâna gelir. Bunun için belâların en büyüğü Peygamberlere, sonra velîlere, sonra derecesine göre diğer kullara verilir. Zira belâ, gönülleri ârz-ı ihtiyâç ile Allah'a bağlar ve Allah'ı unutturmaz. Fakat zenginlik, ekseriyetle insanı tembelleştirir. Çünkü insân, ihtiyâçtan müstağni olunca azar.



İHYÂU ULÛMİ'D-DÎN (Zikir Ve Dualar Kitabı)
İmam-ı Gazâlî



5 Aralık 2019 Perşembe

MAKUL ÇÖZÜM





Özbilince sahip olmak için bilinçdışını ve bilinçaltını fark etmek gerekir. Bilinçaltı, beynin bir bölümündeki zihinsel içeriktir. Beynimiz çocukluk tecrübelerimizle ve duygusal yaşantılarımızla programlanmıştır. Bu programların %60-70'ini değiştirme gücüne sahibiz. Bunun için istememiz gerekir. İstedikten sonra ikinci adım, bilinçaltına yazılmış programları değiştirmenin yolunu öğrenmektir. Bu, alışkanlıkları değiştirmek anlamına geldiği için zor bir süreçtir.

Kişiliğimizin bir parçası haline gelmiş yanlış programlarımızı iyileştirmek demektir.
Kişiliğimizin bize zarar veren ve hizmet etmeyen bir yönünü değiştirmek, bilgisayar programı yazmak gibi bilgi, donanım ve çaba gerektirir. Eğer beynimizi biz kendimiz programlamazsak dış uyaranlar bizi programlar. İnsanın kendisini programlaması zaman zaman sancılı bir süreçtir ama hayatta iyi ve güzel şeyler hep emek karşılığı edinilmektedir.

...

Özgüven; kişinin kendini olduğundan üstün ya da aşağı değil, olduğu gibi kabul etmesi demektir.

Özgüvende Genetik Etki

İnsanın kişiliğinin % 30-40'ı genlerden gelen özelliklerin etkisiyle biçimlenir, % 60-70'i ise öğrenme ile kazanılır. Bazı kişiler genetik yapılarının da etkisiyle içe kapanıktır, bazılarıysa dışa dönüktür. İçe dönük bir kişiyi alıp da aktif, dışa dönük bir kişi haline getirmeye çalışmak insanın genetik doğasına uymadığı için sonuçsuz kalacağı gibi kişide yaralanmaya da neden olur. Dışa dönük kişiden de ağırbaşlı bir insan olmasını beklemek onun kendine güvenini azaltır. Anne babanın çocuğun genetik özelliklere saygı duyması gerekir. Çocuğu mutlaka tuttuğunu koparacak bir insan olmaya zorlamak doğru değildir.

...

"Uygulanmayacak emir verilmemelidir" diye bir söz vardır. Uygulanmayacak kural konmamalıdır, çünkü uygulanmayan kural otoriteyi zedeler.

...


Öyle görünüyor ki yakında sigara bağımlılığı gibi televizyon bağımlılığı da psikiyatri kitaplarına girecek. Aşırı derecede televizyon izlemek kişinin konsantrasyon becerisini bozmakta, beynini tembelleştirmekte ve pasifize etmektedir.

Çünkü televizyon beyni yormadan bilgi verir. Halbuki beyni en çok geliştiren şey konuşmak ya da dinlemek değil, düşünmektir, yorum yapmaktır. Televizyon işte bu becerileri azaltmaktadır.

Araştırmalar, insanların çoğunun günde ortalama 3-4 saati televizyona ayırdığını ama aslında bunun 2 saati geçmemesi gerektiğini göstermektedir. Günde 2 saatten fazla televizyon izleyenlerde bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır.

ABD'de çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada çocuklara "Babanızın mı, televizyonun mu evden gitmesini istersiniz?" diye soruluyor. Çocukların % 70'i "Televizyon kalsın, baba gitsin" diyor. Bu örnek çocuğun üzerinde televizyonun ne derece etkili olduğunu göstermektedir. Mühim olan bu etki gücünü olumsuzdan olumluya çevirebilmektir.


MAKUL ÇÖZÜM
Prof. Dr. Nevzat Tarhan



Televizyondan ziyade şimdi bizlerde bilgisayar bağımlısı olduk. İnternet bizi televizyon gibi pasif yapmıyor aksine aşırı bir özgüven katarak nefsimizi yüceltiyor. Yaptığımız her şeyi çok büyütüyoruz. Özellikle çocuk ve gençlerde gördüğüm olumsuzluklardan birisi de aşırı kendine güven ve yaşça kendisinden çok büyük insanlarla edepsizce konuşmaları. 




30 Kasım 2019 Cumartesi

ORGANİK TÜRKİYE (Şubat 2014)




Organik Yumurta

Organik Yumurta üretmek için organik kanunun belirtmiş olduğu koşulları yerine getirmek şarttır. Bu şartlar tavukların kapalı alanda 6 tavuk için 1 m2, açık alanda 1 tavuk için 4 m2'lik bir alandır. Tavukların hiçbir hareketi ve özgürlüğü kısıtlanmamaktadır. Tavuklar tamamen serbest dolaşan tavuklar olduğu için gün ışığından da yararlanırlar.
Tavuklar da organik sertifikalı ürünlerle hazırlanan yemlerle beslenirler. Bu yemler organik arpa, organik buğday, organik mısır (genetiği değiştirilmemiş), organik yonca ve soyadır.

Rasyon hesabı yani yemin içeriği sertifika kuruluşuna önceden bildirilir yapılacak yem miktarları, alınan tüm bu yemler sertifika kuruluşu tarafından denetlenir ve bu ürünler sertifikalı olmak zorundadır.

Organik Yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin öğelerini bulunduran tek gıda kaynağıdır ve protein bakımından zengindir. Güneş ışığından yeterince faydalanan tavuklar D vitamini bakımından da zengindir. Bu nedenle de çocukların zihinsel gelişimi için de organik yumurta çok değerli bir besin kaynağıdır.
Organik yumurta ve diğer organik ürünleri satın alırken paketlerdeki Sertifika Kuruluşu logosu ve Tarım Bakanlığı logosunun olmasına mutlaka dikkat edilmelidir.




İNEK SÜTÜ, ANNE SÜTÜNE ORANLA %400 DAHA FAZLA PROTEİN İÇERİR. BU PROTEİNLERE, ÇOK GÜÇLÜ VE YAPIŞKAN OLDUĞU İÇİN KİTAP YAPIŞTIRMA VE POSTA ZAMKI ÜRETİMİNDE KULLANILAN KAZEİN DE DAHİLDİR. BU MADDENİN BAĞIRSAKLARINIZDA NELERE SEBEP OLDUĞUNU HAYAL EDİN...

Pastörizasyon, sütün içinde bulunan ve sindirimi için gerekli olan enzimleri öldürür ve birçok insan, vücudunda bu enzimi üretemediği için süt midede kalır ve sindirilemeyen proteinler sindirim yolu boyunca, bağırsak duvarlarını kopyalayıp geçişi engelleyen sert ve lastiksi bir astara benzer cikletsi mukus tabakaları oluştururlar. Bebeklerin pastörize inek sütü ile beslendikten zaman ağızlarının köpürüp beyaz bir balgamı geri çıkarmalarının sebebi, normalde genetik olarak insan sütü hazmetmek üzere tasarlanmış (yaratılmış), fonksiyonlarına yeni başlayan midelerinin inek sütünde bulunan hantal Kazein Proteinini sindirememesidir.

Günümüzde, ineklere daha çok süt üretmeleri için yüksek dozlarda verilen 'sentetik hormonlar" yüzünden , ticari mandıra sütü insan sağlığı için zararlı kabul edilmektedir. İneğin meme bezlerinin 5-6 katı daha fazla süt üretmesine sebep olan bu güçlü hormonların kalıntıları sütle birlikte insan vücuduna gitmekte, özellikle kadınların ve çocukların endokrin sistemlerinde ciddi dengesizliklere sebep olmaktadır.
Kadınlara, doktorları tarafından Osteoporoz ( kemik erimesi ) dan korunmaları amacıyla pastörize inek sütü içmeleri önerilmektedir: ancak süt tüketen kadınlar arasında Osteoporoz oranı artmaya devam etmektedir. Bunun sebebi, insan vücudunun inek sütündeki kalsiyumu özümseyememesidir. İçindeki yüksek fosfor miktarı kalsiyumun alınımını engellediği için, inek sütü insan vücudu için kesinlikle bir kalsiyum kaynağı değildir! Gerçekte, vücut süt ürünlerinin çürüyerek bozduğu asit dengesini tekrar kurmak için kemiklerden kalsiyumu çekmek zorunda kalır ve bu, Osteoporozu sadece 'körükler'. Temel beslenme bilimi konusunda eğitilmiş Tıp Doktorları kalsiyum kaynağı olarak asla İnek sütü önermezler. Özellikle de sütten çok daha fazla kalsiyum içeren ve sindirim ile ilgili sütün sebep olduğu streslerin hiçbirini oluşturmayan bunca ürün varken...


Ayrıca süt içimi için hedeflenen kalsiyum ise, bakın sizin için güzel alternatifler:

100 gr inek sütü 118 mg kalsiyum içerirken, aynı miktarda Badem 245 mg. Brokoli 130 mg, Sardalye 400 mg. Susam Tohumu 1160 mg. Kıvırcık Lahana 187 mg. kalsiyum içeriyor.

Öyleyse kimin süte ihtiyacı var ki? Bunların dışında; Oksalat yönünden zengin sebzeler arasında Ispanak ve Pazı bulunur Oksalat oranı düşük ve iyi birer kalsiyum kaynağı olan yeşil yapraklılar ise Karalahana ve Hardal otudur Barbunya, Kuru fasulye zengin kalsiyum kaynaklarıdır.


ORGANİK TÜRKİYE