21 Eylül 2021 Salı

YEDİKITA (Eylül 2021)




Yazıyı okumaya başlamadan önce lütfen aşağıdaki resme bakın ve bu binanın ne olduğu hakkında fikir yürütün. Aklınızdan geçenleri tahmin etmek hiç de zor değil. Muhtemelen bu resmin bir camiye ait olduğunu düşündünüz değil mi? Üzülerek belirtmek isteriz ki yanıldınız. Peki kubbesi ve minaresiyle tam bir camiyi andıran bu yapı gerçekte ne amaçla kullanılıyor? İşte bu sorunun cevabı, yazımızda…

YASİN ÖZKAN


Yapının hikâyesi şöyle: 

Budapeşte Hayvanat Bahçesi ilk olarak 1866 yılında açılmıştır. Bahçe, içinde barındırdığı hayvan sayısı ve çeşidinin artmasına bağlı olarak zamanla yetersiz hâle gelir. Bunun üzerine yetkililer bahçeyi genişletmek ister. Mimar Kâroly Kös bu işle vazifelendirilir. Doğu kültür ve mimarisi ile yakından ilgilenen mimar K. Kös, filler için kubbeli ve minareli bir ahır inşa eder. Binayı bu şekilde tasarlayan şahıs ise Kornél Neuschlosz’dur. Kornél’in binayı bu tarzda tasarlarken gerçek amacının ne olduğunu bilemesek de her şey ortadadır. Devrin yetkililerine göreyse tek gaye dikkat çekmektir!

...

Önünden geçtikleri ve cami zannettikleri bu yapının aslında fil ahırı olduğunu öğrenen Avrupalı Müslümanlar, bu durum karşısında hayal kırıklığına uğramış, üzülmüş ve rahatsız olmuşlardır. Çok geçmeden bu rahatsızlıklarını Peşte’deki Osmanlı Konsolosluğu’na bildirirler. İki ülke arasındaki mimari diplomasi krizi, bu noktadan sonra başlar. Gelen şikâyetler üzerine Peşte Başşehbenderi Ahmed Hikmet, durumu fotoğraf ve gazete kupürleriyle İstanbul’a bildirir. Bunun üzerine resmî yazışmalar başlar. Osmanlı hükümeti, Peşte’deki hayvanat bahçesinden haberdar olduğunu ve “fil ahırı” olarak kullanılan binanın kubbesi ve minaresiyle küçük bir mescid şeklinde yapıldığını dile getirir. Ayrıca fil ahırının Müslüman ibadethanesi biçiminde yapılmasının, kırıcı olduğuna da değinilir. İslâmiyet’e ve Müslümanlara samimi ilgisi olan Macarların inşa ettiği bu binanın, gerek Bosna’dan ve gerekse Türkiye’den gelen Müslümanları üzdüğü ve yapıyı hayretle karşıladıkları, yazışmalarda belirtilmiştir. Nihayetinde Osmanlı hükümeti tarafından yapının mimarisinin Müslümanlara hakaret manasına geldiği, en azından minaresinin yıkılması gerektiği dile getirilir.




Macar hükümeti her ne kadar durumu kabul etmese de Peşte Şehbenderi Ahmed Hikmet Efendi’nin ısrarlı çabaları neticesinde minareyi kaldırmak için harekete geçmiş ve ilk iş olarak minarenin etrafına iskele kurulmuştur. Ancak ne hikmetse minarenin yıkımına bir türlü başlanmamıştır. Peşte Başşehbenderi Ahmed Hikmet bu konuda pek çok kez yerel hükümetin dikkatini çekmeye çalışmışsa da sadece minarenin üzerindeki hilalin kaldırılmasını başarabildiğini ve iki yıldır Peşte Şehremaneti’ne başvuruda bulunduğunu ifade etmektedir. 

Günümüzde de faal olan Budapeşte Hayvanat Bahçesi, genişliği ve barındırdığı hayvan çeşitleri sebebiyle Avrupa’nın sayılı hayvanat bahçelerindendir. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğrayan bu yapının, mescidi andıran fil ahırı bölümü, mimarisi ve dış görünümüyle görenleri hayrete düşürse de işin aslını öğrenen her Müslümanın yüreğini burkmaya devam ediyor.



YEDİKITA DERGİSİ
Çamlıca



19 Eylül 2021 Pazar

YEŞİLAY (Temmuz 2021)




İnternet çok çekici bir ödül kaynağı ve çok hızlı ödül veriyor. Bu nedenle insanları kendine bağlıyor. Özellikle strese karşı dayanıklılığı az olan, sosyal ilişki becerileri iyi olmayan gençler için bir kaçış yeri. Gerçek hayatla uğraşmak yerine sanal hayatın rahatlığı tercih ediliyor.

Peki hocam gençler ödüle çok mu meraklı?

Aslında tüm insanlar ödüle çok meraklıdır; çünkü beynimiz ödülle çalışıyor. Çikolata yiyince seviniriz. Bu yüzden aileler ne der: “Yemeğini ye ya da ödevini yap. Sonrasında tatlıyı yiyebilirsin.” Çünkü bu bizim için ödüldür. Ergenlerin beyni yetişkinlere göre ödüle daha duyarlıdır ve ödülün en büyük özelliği şudur: Ödül ne kadar erken geliyorsa ödülün değeri o kadar yüksektir. Bu yüzden örneğin sosyal medyada bir şey yaptınız iki gün sonra beğeni atsanız çok geç.

...

Ama sosyal medyada bir paylaşım yapıyorsunuz ve hemen arkasından beğeni geliyor ve kişi bunu görüyor, yani hemen ödül geliyor; veya dijital oyunlarda aşama atlanıyor. Bir ay sonra o aşamayı geçecek olsa kimse o oyunu oynamaz. Ama sürekli aşama atlıyorsunuz. Böylece bu bizi bağlıyor. Ödül sürekli geldikçe ödülü olan nesneye bağlılığımız da çok daha fazla artmaya başlar. Örneğin okul konusunu ele alalım. Genç okulun faydasını ne zaman görecek? Ancak üniversiteye girdiği ya da üniversiteyi bitirdiği zaman görecek. Çok geç! Bu yüzden gençler onu ödül gibi algılamıyorlar ama internet her an ödül veriyor, hiç durmuyor.

...

Muhakkak internetsiz anlar ve günler olmalı; eğer oyun oynuyorsanız haftanın belli günleri oynamayın. Sosyal medya kullanıyorsanız sadece günün belirli saatlerinde sosyal medyaya bakın. 


Prof. Dr. Kültegin Ögel

 


16 Eylül 2021 Perşembe

İNSAN VE HAYAT (Ağustos 2012)




Günümüzde Hicret

Günümüzde hicret amellerimizden, ibadetlerimizden alıkoyan şeylere karşı olmalıdır. İbadetimize ve inancımıza müdahale eden onları kısıtlayan meslek ve yerlerden feragat edebilmektir. Para ve mal hırsından vazgeçip “Müslümanca yaşamanın”  güzergâhında yol almaktır. Hicret, sadece bir yerden bir yere varmak, yolculuk yapmak değildi elbet. Hicret Allahü Teala’nın rızasında, Resullullah’ın gittiği yolda O’nun istediği yere, istediği şekilde varmaktı. Ve varırken, bütün engelleri aşarak, maksuda ulaşmaktı…

Mektubatı Şerife’de İmam-ı Rabbani Hazretleri günümüzde hicretin nasıl olacağı hususunda yol gösteriyor. “Eshâb-ı Kehf, din düşmanları, her tarafı kapladığı vakit, kalplerindeki imanı korumak için, başka yere hicret etmeleriyle yüksek derecelere ulaştılar. Hicret yaparak din düşmanları arasından çıktıkları için şerefli oldular.” Kur’an-ı Kerim’de “Kehf Suresi”  ile halleri güzel bir numune olarak ümmeti muhammede zikredildi. “Eshâb-ı Kehf gibi hicret edemeyen, bâtın yolu ile hicret etmeye çalışmalıdır. Düşmanlar arasında bulunurken, gönülleri, onlardan ayrı, uzak olmalıdır. Allahü Teâlâ, bu suretle de, saadet kapılarını açar. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte, ‘Fitnenin, fesâdın çoğaldığı  zamânda ibâdet etmek, hicret ederek benim yanıma gelmek gibidir.’ buyurdu.” Görülüyor ki, ibadet etmede güçlük olması, ibadetlerin şerefini artırmakta, sevâbı kat kat çoğaltmaktadır. İbadet dünyamıza uygun olmayan haller ve yerlerden hicretin mükâfatı da fazla olacaktır. Peygamberimiz bir hadisi şerifinde “Kim, dini için bir yerden başka bir yere, bir karış olsa dahi, giderse cenneti kendine vacib kılar.” buyurarak hicretin iş ve meslek nisbetinde de olabileceğini sarih bir şekilde işaret ediyor.

İdris Bilen


...


Mü’minler  için  beş bayram vardır:

1-  Günah işlemeden geçen her gün,
2-  İman ile dünyadan ayrıldığı gün,
3-  Sırat’ı geçip Cehennem’den kurtulduğu  gün,
4-  Allah’ın rahmeti ile cennet’e girdiği  gün,
5-  Allah’ın cemâline baktığı gün, mü’min için en büyük bayramdır.


İNSAN VE HAYAT DERGİSİ
Çamlıca

12 Eylül 2021 Pazar

İNSAN VE HAYAT (Eylül 2021)




Mavi Şehir: Şafşavan

Şafşavan, Rif Dağları’nın eteklerine kurulmuş, Akdeniz esintilerinin hüküm sürdüğü bir şehir. 15. yüzyılda bir kale şehri olarak kurulan Şafşavan, günümüzde otantik havasıyla dünyanın her tarafından gelen ziyaretçilerine harika fotoğraf kareleri sunuyor. Fotoğrafları süsleyen şey, mavinin tüm şehri tesiri altına almış olması, huzurun ve samimiyetin resmini oluşturmasıdır. Şafşavan’da binalar, merdivenler, yollar, birbiriyle aynı rengin dilinden konuşur. Mavilik uzadıkça uzar, yergök bir olur. Buraya gelenler Şafşavan’ın sadece maviliğin güzel ve şirin gülümseyişini görürler. Ama kimse bilmez, bu güler yüzlülüğün ardındaki hüzünlü hikâyesini. Meriniler’den sonra Müslümanlar Endülüs’te çok zayıfladı. Ardından Gırnata Sultanlığı’nın da yıkılmasıyla yarımadadaki Müslümanlar, kuvvetini tamamen kaybetti. Bunun üzerine İspanya, bölgenin Müslümanlarına da baskılar yapmaya başladı. Baskılardan kurtulmanın yolu Fas’tan geçiyordu. Şafşavan’a ilk yerleşenlerden biri de Endülüs Müslümanları oldu. Dağın eteğinde, stratejik bir noktada bulunan bu şehir, 1920’de İspanya’nın işgaline kadar yabancılara kapalıydı. Hatta açıldığı güne kadar şehre sadece üç yabancı girebildi. Tarihlerindeki hazin olaylar, onlarda böyle bir savunma mekanizmasına yol açmış olacaktı muhtemelen. Endülüs’ün Mağrib’e taşıyıcıları tarafından şekillenen şehir, yaslandığı dağın, keçinin boynuzuna benzemesi sebebiyle “Şafşavan” diye isimlendirilmiş. Şafşavan, Berberice “çift boynuz” manasına geliyor. Şehrin insanları ise daha çok “Şavan” demeyi tercih ediyor. Ama şehrin ün alması isminden değil, maviliğinden. Baş döndüren maviliğin sebebine gelince birçok rivayet var. Bunlardan birisi sivrisineklerden rahatsız olan halk, onları etkisiz hale getirmek için evlerini, kapılarını ve pencere pervazlarını maviye boyadıkları görüşüdür. Başka bir rivayet ise sıcak günlerde mavi rengin evleri serinlettiği şeklinde. Bundan dolayı insanlar ve şehir serinlesin diye boyanır, boyanır her taraf maviye.

SÜLEYMAN SERHAT SARIKAYA




İNSAN VE HAYAT DERGİSİ
Çamlıca


7 Eylül 2021 Salı

GENÇ HAYAT (Eylül 2019)




PAPUÇ

Farsça pâ-pûş'tan galattır. Ökçesiz ayakkabı manasındadır. Pâ "ayak", pûş, pûşîden mastarından "örtü" demektir.


GENÇ HAYAT
Çamlıca Basım


3 Eylül 2021 Cuma

AKLINDAN BİR SAYI TUT




Bir romandan ne alıntı yapılabilir ki?
Ben de ilk kurbanın bir kaç cümlesini paylaşıyorum. 


...

Bizi  en  çok  üzen  kişisel  felaketler,  içimizden atamayacak  kadar  güçsüz  olduklarımız,  kabul  etmek istemesek  de  bizim  de  içinde  rol  almış  olduklarımızda". Bu  yüzden  acı  çekmeye  devam  ederiz  -  kökenine inmeyi  reddettiğimiz  için.  Bunu  içimizden,  bağlı  olduğu yerden  koparıp  atamayız,  çünkü  bağlı  olduğu  noktaya eğilip  bakmayı  reddederiz."


AKLINDAN BİR SAYI TUT
Jhon Verdon

1 Eylül 2021 Çarşamba

ÇAMLICA ÇOCUK (Nisan 2021)




Avustralya’da, kalem kullanımıyla alakalı bir araştırma yapıldı. Buna göre; kalem kullananların, klavye ile yazanlara nazaran okumayı daha hızlı başardıkları ve okuduklarını daha iyi anladıkları ortaya çıktı. Araştırmacılar, okuryazarlık gelişimi açısından kalem kullanmanın çok faydalı olduğunu bildirdiler. Bunun yanında, kalem ile yazmanın, hafızayı, el göz koordinasyonunu ve ince motor becerilerini de geliştirdiği aktarıldı.